Sümela..

Vardigimizda hava sicak ve nemliydi. Avrupa’nin hissiz soguklugundan ucup gelmistik bu sasirtici kiyilara. Daha ayaklarimiz topraga bastigi andan itibaren bizi gülümseten olaylar zinciri basladi. Ama bu yazinin konusu baska, daha yesil ve sisli birseyler anlatmak istiyorum.

Dügün telasindan düstü yolumuz Trabzon’a. Telas baslamadan Sümela’ya cikalim dedik. Modern yasamin agirligi olan bavullardan kurtulur kurtulmaz kendimizi sehre attik ve manastira giden dolmuslari bulduk. Biraz gec kalmisiz ama yine de götüreyim dedi dolmus soförü. Macka’da bütün yolcular indi ve biz devam ettik. Soför Bey iyi, sicakti. Ön tarafa gelin daha iyi görürsünüz manzarayi dedi. Sonra klasik nerelisin sorusu. Senin memleket düzdür dedi bana. Eskiden denizmis denilen altin bir kaseden gelir köklerim, ki ben orada hic yasamadim – ögretmen cocugu trajedisi. Aylardan Mayisti biz Sümela’ya cikarken. Daglar süslendi hep dedi. Alcakliklarda görülmeyen cicekleri gördük.

Sisten bir percem yapmisti yüzüne Sümela biz cikarken, nazlandi göstermedi kendini. Dolastik kapisina geldik, bir zamanlar Allah yolunu arayanlarin geldigi gibi. Pencerelerinden görülen bir inanilmazlikti. Insan burada yasadigi her sabah ayri hayrete düser, iman tazelerdi mutlaka. Diye düsündüm nacizane. Ama geri dönerken artik tanis sayilirdik diye herhalde, daha fazla gizlenmedi. Kivrimli yolun bir noktasinda sanki basini egip göz kirpti bize. Sirtini dayadigi kayaliklar vahsi, hakim oldugu vadiyse olayanüstüydü. Hasmetinden yanina yaklasilmamasi gerekirken insana hissettirdigi mütevazilik akillara zarar.

Vadi olur yesil olur da iclerinde deli sular caglamaz mi? Böyle süt gibi sakin ve ipeksi degiller aslinda elbette Mayis ayinda. Kisin bütün kari sogugu erimis derelere dolmus, ucarcasina Karadeniz’e akiyorlar. Bu kavusma telasindan ve sicrayan damlalardan gözleri doluyor insanin . Ama yine de zamanin yavaslatilabildigi bir makinenin icine bu isikli görüntüyü hapsedebildim.

Tahrip edilmis freskolar ve zevksiz restorasyon politikalarindan bahsedip, o ögleden sonra aldigimiz hazzi gölgelemek istemiyorum, bunlar zaten ülkemizin bilinen halleri. Herseye ragmen doga o kadar ihtisamli ki, günümüze kadar ayakta kalmasaydi bile manastir, sirf orada insa edilmis olma ihtimali bile insani gökyüzüne bir adim daha yaklastiriyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s